rafet_show

2012-02-08 14:32:08

Devamı

Karadeniz'deki gemi

2012-02-08 14:26:23

Devamı

Ali Şeriati'nin duası

2012-02-08 14:22:51

Devamı

Fotoğraf

2012-02-08 14:07:00
Fotoğraf |  görsel 1

Kaynak : eleze.blogcu.com Devamı

Duvar Fotoğrafları

2012-02-08 14:07:00
Duvar Fotoğrafları |  görsel 1

www.facebook.com Kaynak : ceylin06.blogcu.com Devamı

Özgürlüğün Kanatları

2012-02-08 14:06:00
Özgürlüğün Kanatları |  görsel 1

Baş ve sırt bölgesinin siyah renkte olmasıyla dikkat çeken ve daha çok geceleri aktif olan gece balıkçılı, kurbağa ve balıkla besleniyor. Akşamüzeri bir kayalığın üzerinde dinlenen kukumav hem gece, hem gündüz avlanabiliyor. Kara leylekler yuvalarını yarlara kursa da beslenmek için sulakalanları tercih ediyor. Adı kuşlarla anılan Nallıhan, geyik ve domuz popülasyonları da barındırıyor. Canlı renkleriyle hemen fark edilen arıkuşları ve gökkuzgunlar telefon telleri ve ağaç dallarına tünemiş. Yüksekte güvende dinlenirken bir yandan da hem yem bulmak için hem de olası yırtıcı kuşlara karşı çevrelerini gözlüyorlar. Nallıhan-Davutoğlan'da 425 hektarlık bir alan, yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi amacıyla Yaban Hayatı Geliştirme Sahası statüsü ile koruma altına alınmış durumda. Nisa - Şaşırmışım (2011) Aykut Kuşkaya - Serenaat (2011) Pi - Geri Dönülmez (2011) Keyfekeder - Yine Yanlış Derken (2011) Eryamanlı Ferhat Nedir Senden Çektiğim - Fırıldak Adam (2011) Ahmet Tetik - Aşk ve Meşk (2011) Hiphoplife Organize Oluyoruz Volume 1 2011 Sagopa Kajmer - Saydam Odalar (2011) Kayahan - 365 Gün / Hayatımın Tamamısın (2011) Single Dj Akman - Apachi (2011) Çiğdem Erken - Kız Kafası (2011) Erdinç Şenyaylar - Sufi Ney Gitar 2 ( 2011 ) Dj. Gülbahar Kültür - Turkish Pop Hits Vol. III ( 2011 ) Çağrı Raydemir - 2 Yığın (2011) Cem Bergamalı - Cem Bergamalı (2011) Hacı Tekbilek - Türlü 2011 Adnan İnan - Can Arvasi (2011) Mehmet Fatih - Sen ( 2011 ) İbrahim Sadri - Mehmet Akif Ersoy Şiirleri 2011 Ney & Aşk - Sufi Sound - (2011) Altan Çetin - Bak Gör & Nerede Kalmıştık (2011) Single Mustafa Uğur - Bir Tek Canım (2011) Sencer Alagöz - Mavi Sular (2011) Hüseyin Kağıt - Celladım Olmuş Öbür Dünyada Sen Yan (2011) Can Bonomo - Meczup (2011) Gülben Ergen - Hayat Bi Gün... (2011) Zeynep Dizdar - Viraj (2011) Recebim - Nazar (2011) Ayna - Mavi Şarkılar (2011) Uğur Murathan - Dilnevaz ( 2011 ) Kenan Doğ... Devamı

seattle

2012-02-08 01:44:00
seattle |  görsel 1

Kaynak : kesfet.blogcu.com Devamı

aile saadeti :)

2012-02-08 01:43:00
aile saadeti :) |  görsel 1

Kaynak : pinkhellokitty.blogcu.com Devamı

bir parça müzik kokuyor ellerin

2012-02-08 01:40:00
bir parça müzik kokuyor ellerin  |  görsel 1

bir parça müzik kokuyor ellerin  Kaynak : compatible.blogcu.com Devamı

Karadeniz'in süslü inekleri

2011-11-29 14:50:00
Karadeniz'in süslü inekleri |  görsel 1

    Karadeniz insanı, sütü ve süt ürünleri elde etmek için beslediği hayvanlarını da kendisi kadar düşünen insanlardır. Hele kadınlar, onların inekleri  süslemek için dokuduğu, aldığı, taktığı takılar, hayvanlara ne kadar  sevgi beslediğinin ne kadar saygı gösterdiğinin de bir nişanesi ve bir vefa duygusudur aynı zamanda. Çünki, Karadenizlinin bir danası(buzak) olduğunda daha doğduğu anda ilk olarak ona bir isim verilir. Ve o hayvan, o isimle büyütülür ve aile bireylerinden biri halini alır.  Yaşar, Gülistan, yadigar,hatun gibi.. Karadeniz’e yolu düşenler rastlamıştır,hele yayla mevsimi ise yollarda veya  belki de fotoğraflardan da görmüş olanlarınız mutlaka olmuştur.Karadeniz’de, kafalarında rengarenk püsküllerle süslenmiş  hayvanlar olur.  Mutlaka merak etmişsinizdir de değil mi? “Neden bu hayvanları böyle süslerler?”, “hayvan bu süslerden ne anlar?”,ya da “gereklimidir hayvanın süslü olması?” gibi aklınıza gelebilir. Ama eğer, siz bir Karadenizli iseniz ve o hayvan, evinizin bir bireyi oluvermişse, evet süslenmesi gerekir, çünkü o hayvanın o evin hiçbir bireyinden farkı yoktur. Öylesine sevilir, öylesine sahiplenilir ve öylesine süslenir işte. Hem yayla yolu derken iki günlük yaya yoldur ve o yolda hem o hayvanların süslemeleri ile uğraşmalar anlatılacak, hangi boncuk hangi katma (iplik) nasıl yapılmış veya nerden alınmış o yolda hep onlar konuşulacak kadınlar arasında, yoksa o uzun yayla yolları başka türlü biter mi?  Hayvanlar da süsler, yayla yolculuğuna veya bahar ayından itibaren ahırdan dışarı çıktığında hem kem gözlerden korunmak (nazar değmesin)ve hem de kolayca tanınmasını  sağlar. Nazarlık, gerdanlık, bur... Devamı

Durban iklim görüşmeleri: Son şans mı?

2011-11-29 14:45:00
Durban iklim görüşmeleri: Son şans mı? |  görsel 1

  Durban- Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 17. Taraflar Toplantısı Güney Afrika’nın Durban kentinde bugün başladı. Greenpeace, tüm hükümetleri, karbon salımlarına neden olan şirketler yerine iklim değişikliğini önlemek için acil adımlar atılmasını isteyen insanları dinlemeye çağırıyor .   Greenpeace’in geçtiğimiz hafta yayımladığı bir rapor, Eskom, Shell gibi dünyanın önde gelen şirketlerinin iklim anlaşması süreçlerinde hükümetleri nasıl etkilediğini ortaya koymuştu. Rapora göre, iklim değişimine neden olan karbon salımına en çok neden olan şirketler ve bu faaliyetlerden kar sağlayanlar, iklim değişikliğini önleme konusunda anlaşmalar yapılmasının önüne geçmeye çalışıyor.      Eğer bu yıl Durban’da da hükümetler arası bağlayıcı bir anlaşma ortaya çıkmazsa, bu, Kyoto Protokolü’nün de sonu anlamına gelebilir. Amerika, Kanada ve Japonya gibi ülkeler, Kyoto Protokolü’nün 2012’den sonra başlayacak ikinci dönemine katılmayacakları yönünde açıklama yaptılar.     Türkiye, salımlarını en hızlı artıran ülke Durban’daki görüşmelere Türkiye de katılıyor ancak herhangi bir karbon salımı azaltım hedefi yok. Bunun sebebini ise hükümet Türkiye’nin iklim değişikliğinde çok büyük bir payı olmaması ile açıklıyor. Ancak Türkiye, son 10 yılda tüm dünyada sera gazı salımlarını en hızlı artıran ülke.     Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan, “İklim değişikliğinin etkilerinin sosyal ve ekonomik kalkınmayı şiddetli bir şekilde baltaladığını açıkça ortada. Bugün Somali'de yaşananlar... Devamı

Birkaç Guguvak öyküsü

2011-10-13 12:37:00
Birkaç Guguvak öyküsü |  görsel 1

    Guguvak..çocukluğumuzdan  bildiğimiz, şapkasını Fes’e benzettiğimiz ve yerden biten bir şeydi. Bize sıkı sıkıya tembihlenirdi, “sakın kendi bulduğunuz guguvağı yemeyin” diye.. bizde ona uyardık ama  yayla yolunda veya yaylalarda gezerken rastladığımız guguvakları da alır, eve gider ve dedeme, neneme veya annemize sorar, eğer yenen türdense öylece yiyebilirdik. Yenmeyecek türlere genelde, yenmesin diyedir belki de ,”zehirli”  yerine  “köpek işemesi” denirdi.Çocukluktan aklımızda Guguvak yani mantarlarla ilgili kalan bilgi sadece bu kadardı. Zehirli olanlara , “köpek işemesi” denmesi de, bizi onlardan uzak tutmak için, “iğrenç”lik ifade eden deyim yerine geçmesiyle onlardan uzak dururduk. Bizim Guguvak olarak bildiğimiz aslında yenilebilir doğal ortamlarda sisli ve rutubetli alanlarda, yağmur veya çiseden hemen sonra birden bire yetişen mantarlardı. Büyükçe bir guguvağı, Maçka'da ormanın bittiği bir noktada buldum, otların arasında..tamda mangal için yayla yolundayken..aldım, götürdüm.Büyükçe bir mangalda üzerine hafif tuz dökecek ve pişirecek, belki de et bile yemeyecektim, o kadar müthiş bir guguvaktı.Bir yandan et siparişimiz hazırlanırken, kasabın içinde  Mantardan iyi anlayan yöre sakinlerine  sordum, "yenir" dediler. Bir başkası, “yenir ama kurtlanmış, atun oni” dedi. Bir diğeri de, “la pirakun, adam ölecekta derdi sizi mi almış, bırakın yesun, garişmayin ona” diyende oldu. Başkaları da var tabi orada, “nerde buldunuz oni” diyor, sanki bu yıl hiç guguvak görmemiş gibi, belli ki çok seviyor. benim de kanaatim yenilebilir olduğu yönüneydi ve deneyecektim. Çünkü, ben o zamana kadar öyl... Devamı

İshakpaşa'dan Ağrı dağı görünür mü?

2011-10-13 12:09:00
İshakpaşa'dan Ağrı dağı görünür mü? |  görsel 1

    Aklımdadır hep, bizim Doğu veya Güneydoğu Anadolu bölgelerine neden kimse gitmez. Gezi sitelerine baksanız Türkiye dendiğinde hep ya Akdeniz veya Ege veya Marmara Bölgesi’nden ufacık bir dükkan, halıcı veya boncukcuyu yazarlarda bir türlü diğer bölgelere gitmezler. Güya gezicidirler ama Alanya’nın plajı, Çeşme’nin geceleri, Bodrum’un Halikarnas’ı, Fethiye’nin ölüdeniz’i, Antalya’nın kurşunlu, didem ve Manavgat  şelaleri..onlara inat bende  İkinci kez gidiyorum Ağrı, Doğubeyazıt’taki İshakpaşa sarayına. Öyle ya  Dünya’daki ilk merkezi ısıtma sistemine sahip, Selçuklu, Gürcü, Ermeni, İran, Türkistan ve Osmanlı mimarı tarzını yansıtan mozaik bir eser İshak Paşa sarayı.  Bir önceki gezimiz 2001 yılındaydı ve yolu yapılmamıştı, o nedenle aracımızı sarayın altlarında bir yerde bırakıp, yürüme çıkmıştık. Henüz restorasyonu yapılmamıştı, kapıları açıktı o nedenle de zindanlarına kadar inmiş, gezebilmiştik. İkinci gidişimizde hem yolu vardı ve hem de yol kenarlarında artık restoranları ve dinlenme yerleri de oluşmuş bir turizm merkezi görünümüne kavuşmuştu. Hem zaten gidilebilir olmasının rahatlığı, artık önerilebilecek yer olması anlamına da geliyordu. Şimdi den hem de gözüm kapalı olarak, kesinlikle ölmeden görülmesi gereken yerlerden biri diyebileceğim kadar şiddetle hatta Rizelilerin ifadesi ile haain (şiddetli) önerebileceğim bir yer hem Doğubeyazıt ve hem de tabiî ki İshakpaşa sarayı ve çevresi. Bir yanda Ağrı dağı, bir yanda İshakpaşa sarayı bir yanda da Kürt ulusal destanı "Mem û Zin"’in yazarı Şeyh ,alim, şair Ahmed-i hani ya da  Ehmed Xani (1651- 1707)  Türbesi..   Ta Milattan önce 800’lü yıllarda ... Devamı

Ağrı Bildirgesi ve Nuh'un gemisi

2011-09-30 13:54:00
Ağrı Bildirgesi ve Nuh'un gemisi |  görsel 1

    Doğubeyazıt’ta çay içerken akşam olmak üzereydi. Doğubeyazıt’ta mı kalmak lazım yoksa Iğdır’a gidip orada mı kalalım diye düşünürken, her ikisinden de vazgeçip, Ağrı Dağı’nın yamaçlarında yapılan şu temsili Nuh’un gemisine gitmeye karar verdik. Ama karanlık çökmeden bu gemiyi bulmalıydık. Kimseye de sormadık, nasılsa yoldan görürüz diye düşünmüştük. Yola koyulduk, Iğdır’a doğru ama o Sarısu vadisinde bir rüzgar esiyor ki sormayın,toz dumana karışıyor. insanı uçuruyor o derece sert bir rüzgardı. Zaten hız yapmıyoruz ama o rüzgarın sizi savurur gibi yapıyor olması da yetiyor. Rüzgarın hani bir melodisi vardır, ıslık gibi işte o melodi ile yol alırken biraz  da daha da fazlası olabilir mi kaygısı ile ürküyoruz ama çok değil tabi.  Karabulak’a varmadan yolda duran vatandaşın birini alıyoruz arabaya, ona soruyoruz Nuh’un gemisi maketini. İyi ki de almışız, zaten hava kararmaya yüz tutmuş ve Nuhun gemisi maketi de zaten D 975 karayolu, yani E-99’dan da gözükmüyormuş. Elmagöl’e geçmeden yol dan sağa Korhan yaylası yoluna sapıyoruz, Ağrı dağı’na doğru. 1,5  kilometre sonra da zaten gemiyi görüyoruz. Daha yeni yapıldığı her halinden belli, ahşaplar pırıl pırıl parlıyor. Yanına varıyoruz, uzaktan küçük gözükse de yanına vardığınızda Ağrı dağı heybetinde değil ama o doğada insan eli ile yapılmış bir eseri görünce hele bir de yanında dalgalanan flamaları ile bu dağın yamacına insan elinin değmiş olması duygulandırıyor bizi.kilidi yok, kapısından içeri giriyoruz. Orada yukarıda esen o Rüzgar da yok ama soğuk vardı, geminin maketinin içinde ısınıyoruz.Geminin içinde ağaç kokusundan başka hiç bir şey yok. İnsanlar bir eser ... Devamı